|
13 Temmuz 2006 günü yolumuz
Amasya'ya düştü. Amasya'nın tarih kokan sokaklarına dalınca zamanın nasıl
geçtiğini anlamak mümkün değildir.
Ünlü gezgin Strabon'un (M.Ö. 63-M.S. 5) doğduğu şehir,
belirgin bir şekilde Osmanlı izlerini taşımaktadır. Ancak şehrin neresinde
başınızı çevirseniz karşınıza Kral mezarları çıkmaktadır. Yamaca tırmanmak biraz
sizi yorsa da buna değdiğini göreceksiniz. Gerçi Kral mezarlarının bakımsızlığı
ve ziyaretçilerin sağa sola attıkları çöpler ve yazdığı yazılar içinizi
burkacaktır. Ancak bugüne kadar gezdiğim hemen her tarihi eserde aynı
görüntüleri görmem beni pek şaşırtmadı.
Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar misali dikine uzanan kalker
kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar, yapıları ve mevkileri itibariyle
ilk bakışta dikkati çekmektedir.
Çevreleri
oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılmışlar ve kaya bloklarına merdivenlerle
bağlanmışlardır. Vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı
bulunmaktadır. Strabon'a göre kaya
mezarları Pontus krallarına aittir.

Kral mezarlarından kıvrım kıvrım
akan Yeşilırmak ve Amasya'yı seyretmenin tadına doyum olmaz. Yukarıdan
Strabon'un dolaştığı, Ferhat'ın Şirine olan aşkını taşlara kazıdığı, Osmanlı
şehzadelerinin doğduğu şehri izlemek insanı alıp tarihin derinliklerine
götürmektedir.
|