|
6 Temmuz 2007 günü Antalya'da
meşhur Aspendos (Belkıs) tiyatrosuna
gittik. Aspendos, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs kasabasında yer
alan amfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir. Pamphylia bölgesinin önemli
kentlerinden biri olan Aspendos, Antalya'nın 48 km. doğusunda yer almakta ve
Antalya-Alanya karayolundan, Serik geçildikten sonra kuzeye dönülerek 4 km.'lik
bir yol ile ulaşılmaktadır.

Serik ilçesinin doğusunda,
Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda
Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden
biridir. İki tepe üzerine kurulan kentteki tiyatro M.S. 2. yüzyılda
Romalı'lar tarafından inşa edilmiştir.

Tiyatro binası, Yunan geleneğine
uygun olarak bir tepedeki bayıra yapılmıştır. Yapıda kullanılan ana malzeme
kalitesiz bir tür konglomera olmakla birlikte, oturma sıraları, döşemeler ve
kaplamalarda mermer kullanılmıştır. Günümüzde ziyaretçiler yapıya epey sonra
inşa edilen ön cephedeki kapıdan girerler. Aslında orijinal giriş, sahne
binasının iki ucundaki tonozlu paradoslardandır. Caeva yarım daire şeklindedir
ve geniş bir diazoma ile ikiye bölünmüştür. Yukarda 21, aşağıda 20 oturma sırası
vardır. Seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için dolaşım
kolaylığı sağlamak amacıyla giderek yayılan merdivenler yapılmıştır, aşağı
bölümde orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı 10 iken bu sayı yukarıda
diazomanın üst başlangıcında 21’dir. Daha sonraki bir tarihte yapıldığı
düşünülen 59 kemerli galeri, üst caeva’nın bir ucundan diğer ucuna uzanır.
Mimari açıdan bakıldığında diazomanın tonozlu galerisi üst caeva’yı destekleyen
bir alt yapıdır.
Protokolün genel kuralı olarak
caeva’nın her iki tarafındaki girişlerin üzerinde bulunan localar imparatorluk
ailesine ve kendilerini Roma’nın yürek tanrısı Vesta’ya adamış kutsal bakirelere
ayrılmıştır. Orkestradan başlayıp yukarı çıkarak, ilk sıra senatörlere,
yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine
ayrılmıştır. Diğer kısımlar tüm vatandaşlara açıktır. Kadınlar genellikle
galerinin altındaki üst sıralarda otururlardı. Cavea’nın üst kısmındaki
oturulacak belirli yerlere yontulmuş isimlerden buraların da belli kişilere
ayrıldığı açıkça anlaşılmaktadır.
Tiyatronun en dikkat çekici öğesi sahne binasıdır. Yığma taştan yapılan iki
katlı bu binanın alt katında, sanatçıların sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı
vardır. Ortada porta regia olarak bilinen büyük kapı ve bunun iki yanında da
porta hospitales olarak bilinen iki küçük kapı vardır. Orkestranın hizasındaki
küçük kapılar ise, vahşi hayvanların saklı tutulduğu yerlere açılan uzun
koridorlara aittir. Kalan parçalardan, duvarlardaki nişler ve bina formundaki
küçük yapıların içine üçgen ve yarım daire biçimindeki küçük süs çatılar (pediment)
altında heykeller yerleştirildiği anlaşılmaktadır.
Sütunlu üst kattın ortasındaki pediment’te şarap tanrısı, tiyatroların kurucusu
ve koruyucusu olan Dionysos’un kabartması vardır. Sahne binası cephesinin bazı
bölümlerinde görülebilen beyaz sıvanın üzerindeki kırmızı zikzak motifler,
Selçuklu dönemine aittir. Sahne binasının üst kısmı oldukça süslü ahşap bir çatı
ile örtülmüştür.
Aspendos’taki tiyatro olağanüstü akustiğiyle de çok ünlüdür. Orkestranın
ortasında çıkartılan en ufak bir ses bile en üst sıradaki galerilerden rahatça
duyulabilir. Anlatılan bir hikayeye göre; Aspendos Kralı, şehre kimin en fazla
hizmet sunabileceğini görmek için bir yarışma düzenleyeceğini ve kazananın kızı
ile evlenebileceğini ilan eder. Bunu duyan sanatkarlar son hız çalışmaya
koyulurlar. Nihayet karar günü geldiğinde, kral herkesin çabasını bir bir
inceler ve iki aday seçer. Bu adaylardan birincisi, şehre su kemerleri yolu ile
çok uzak mesafelerden su getiren bir sistemi kurmayı başarmıştır. İkinci aday
ise tiyatroyu inşa etmiştir. Kral birinci adaydan yana karar vermek üzere iken
tiyatroya bir daha bakması istenir. Tiyatronun en üst galerisi civarında
gezinirken nereden geldiği belli olmayan bir sesin derinden ve defalarca “Kral
kızını bana vermeli.” dediğini duyar. Büyük bir şaşkınlık yaşayan kral, sesin
nereden geldiğini arar ancak kimseyi bulamaz. Bu kişi, tabii ki, yarattığı
şaheserin akustiği ile övünen ve sahnede çok kısık bir sesle konuşan tiyatronun
mimarının ta kendisidir. Sonunda güzel kızı mimar kazanır ve düğün töreni de bu
tiyatroda yapılır.
Tiyatronun İmparator Marcus Aurelius (M.S. 161-180) döneminde Aspendoslu
Theodoros'un oğlu mimar Zenon tarafından yapılmıştır. Sahne binasının her iki tarafındaki girişlerin üzerinde
bulunan Yunanca ve Latince yazıtlar, sahne binasının Curtius Crispinus ve
Curtius Auspicatus isimlerinde iki kardeş tarafından hizmete sokulduğunu ve
binayı tanrılara ve İmparatorun ailesine ithaf ettiklerini anlatmaktadır.
13. yüzyılda Selçuklar yapıyı kervansaray olarak kullanmış ve tipik Selçuklu
mimarisi tarzında bir kemerle yapının kuzey tarafını sağlamlaştırmışlardır.
Atatürk 1930 yılında ziyaret edip "onarılıp yeniden kullanılması" direktifini
vermiştir.
Tiyatronun oturma kapasitesini kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Son
yıllarda düzenlenen Antalya Film ve Sanat Festivali kapsamında tiyatroda verilen
konserlerde tiyatroya 20.000 seyircinin alınabildiği görülmüştür. Günümüzde, her
yıl düzenli olarak yapılan uluslar arası "Aspendos Opera ve Bale Festivali"
dünya milletlerini tiyatroya toplamaya devam ediyor.
|