|
Batı Karadeniz
Bölümü'nde yer alan Bolu, 11.051 km² yüzölçümüne sahiptir.
Yeşil ve mavinin kucaklaştığı, birlikte uyuyup uyandığı, rüzgârın başı dumanlı
dağlarda efsanelerin en dramatiklerinden birini hâlâ fısıldadığı, binlerce
yıldır bir çok uygarlığın filizlenip boy attığı ve meyvelerini bıraktığı
şehirdir Bolu.
Bolu'nun, tabiat, insan ve tarihin el ele verip yoğurduğu güzelliklerini görmek,
dağların söylediği Köroğlu türkülerini işitmek isteyenlerin şehre ulaşması hiç
de zor değil. Bolu, Ankara ve İstanbul'un neredeyse tam ortasında bu iki merkezi
birbirine bağlayan ana yolun üstündedir.
Bolu'da görülmesi gereken yerlerin başında birer tabiat harikası olan göller ve
koruma alanları gelmektedir.
Korunan alanların başında;
Yedigöller Milli Parkı,
Bolu Akdoğan (Ebe Çamı)Tabiatı Koruma Alanı,
Bolu Kökez Tabiatı Koruma Alanı,
Bolu Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı,
Abant Gölü Tabiat Parkı,
Bolu Fındığı Tabiatı Koruma Alanı gelmektedir. Bu alanlardaki göller dışında;
Gölcük, Yeniçağa,
Karamurat, Çubuk, Sünnet ve Karagöl gibi çok sayıda göl bulunmaktadır.
Göynük'te yer alan
Akşemsettin Türbesi, Seben Kaya Evleri, Gerede Asar Kalesi, çok sayıda tarihi
camii (Bolu'da bulunan Büyük Cami (Yıldırım Beyazıt Cami), Kadı Cami, Saraçhane Cami,
İmaret Cami, Ilıca Cami, Ilıca Cami, Süleyman Paşa Cami, Yıldırım Cami, Kanunî
Cami, Yukarı Tekke Cami, Eskiçağa Yıldırım Cami), çok sayıda türbe, hamam,
Göynük ve Mudurnu evleri görülmeye değer eserledir.
"Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiş bulunan Göynük, eski Türk
Evleri bakımından zengindir. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına aittir.
Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar
bulunmaktadır. Evlerin önünde genellikle "Hayat" adı verilen avlular da yer
almaktadır.
Kentsel Sit Alanı ilân edilen Mudurnu, eski Türk evleri
bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından
Göynük evlerine benzerlik gösteren, ilçenin tarihi ve kültürünü yansıtan bu
evler korumaya alınmıştır.
Bolu kaplıcaları ile ünlü bir kenttir. Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu
mevkiinde bulunan kaplıcalar dışında çok sayıda kaplıcaya da sahiptir. Ayrıca
ilde çok sayıda da yayla bulunmaktadır. Bolu deyince Kartalkaya Kayak Merkezi'ni
de unutmamak gerekmektedir. İstanbul'a yakınlığı ve eşsiz doğası ile çok sayıda
turist çekmektedir. Yamaç paraşütü için Abant Dağları'nda çok uygun yerler mevcut
olup, yaz aylarında büyük şehirlerden bu sporu yapmak isteyenler için Abant'a
turlar düzenlenmektedir.
Topraklarının yarıdan fazlası ormanlarla kaplı olan Bolu'nun yüzey şekillerinde
dağlar, platolar ve ovalar önemli yer tutar. Önemli dağları güneyde Bolu Dağları, Abant Dağları, kuzeyde Sünnice Dağları, Çele Doruğu, Gerede'nin kuzeyinde Arkot ve Göl Dağları'dır. En güneyde ilk iki sıradan daha yüksek olan ve genel
olarak Köroğlu Dağları adı verilen volkanik dağlar uzanır.
Bolu genellikle Karadeniz iklim tipinin içinde yer almaktadır. Bunun yanında
güney bölümlerinde İç Anadolu iklim tipi de görülmektedir.
Yazılı belgeler, arkeolojik eserler ve tarihî kaynaklara göre, Bolu'nun tarihi,
Bithynialılar ile başlamaktadır. Sırasıyla Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular
ve Osmanlılar Bolu ve çevresine hakim olmuşlardır.
Bolu yöresine Osmanlı akını ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmış, Bolu
yöresinin tümüyle fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324
-1326) rastlamıştır. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yapılan Millî Mücadele
sonunda Bolu, 10 Ekim 1923'de yeni düzenlemeler çerçevesinde vilayet haline
getirilerek yeni bir yönetime kavuştu.
Gölcük Gölü
Sülüklü Göl
|