ANASAYFA

FOTOLAR FORUM SINAVLAR İLETİŞİM
Yepyeni tasarımıyla E-COĞRAFYA karşınızda...

 

ASSOS

 

 

1 Temmuz 2007 günü Truva'dan ayrıldıktan sonra yolumuz Assos'a düştü. Ayvacık ilçesinde yer alan Assos yılın her mevsimi yerli ve yabancı turistleri kendine çeken bir sit alandır. Truva'dan çıkıp güneye doğru inerken ilk önce tepenin yamaçlarına kurulmuş evler ile sur kalıntıları kilometrelerce uzaktan size hoş geldiniz diyorlar. Assos'a varmadan yolun sol tarafında Sultan I. Murat tarafından yaptırılan köprüyle karşılaşıyorsunuz. Assos M.Ö. 700 yılından beri kesintisiz yerleşimin olduğu bir alandır. Assos Midilli Adası'ndan gelen Methymnalı'lar tarafından kurulmuştur. Köprüyü geçip Assos'a ulaştığınızda bu 2700 yıllık tarihin kokusunu taş binalarda görmeniz mümkündür.

 

 

Assos'un asıl ünü ünlü filozof Aristo'nun burada evlenmesi ve Aristo ve Eflatun'un burada ders vermesinden gelmektedir. Şehrin dar sokaklarından yukarıya doğru çıktığınızda ünlü Athane tapınağının bulunduğu akropol alanına ulaşıyorsunuz. Akropol denizden 238 m. yüksekliğindedir. Athena Tapınağı M.Ö. 6. yüzyılda burada aynı yerde yapılmıştır. Tapınak alanında bugün ön tarafta üç, arka tarafta ise iki sütun tamamen ayakta kalmıştır.

 

 

Biga yarımadası ve Edremit Körfezi'ni koruması özelliği yanında, eski ihtişamı nedeniyle bu Dorik tapınak restore edilmiştir. Tapınağın kalıntılarına vuran ay ışığını seyretmek için bir süre kalıp beklenebilir ya da sabah erkenden kalkıp güneş yavaş yavaş yükselirken şehrin yukarısından Edremit Körfezi'nin şahane görüntüsü izlenebilir ve böylece bu cennet köşesinin neden seçildiği anlaşılır. Tapınak alanına biz akşam üzeri ulaştığımız için ancak güneşin batışını izleme imkanı bulduk.

 

Tepelerden denize doğru agoralar, bir tiyatro ve bir de Jimnasyum yer almaktadır. Akropol'un kuzey köşesinden, hepsi de 14 üncü yüzyılda Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılan bir cami, bir köprü ve bir de kale görülür. Aşağısında ufak ve sevimli bir liman bulunmaktadır.

 

Akşam güneş batmak üzereyken Athena tapınağına veda edip Kadırga körfezine doğru inerek kendimize konaklayacak bir yer aradık. En sonunda bulduğumuz sakin bir kumsalda karnımızı doyurduktan sonra deniz üzerinde yükselen dolunayın ışığında geç saatlere kadar nargilenin keyfine vardık. Kim bilir belki bir gün burada yeniden ay ışığında nargile içmek nasip olur.