|
13 Nisan 2007 günü Suriye'ye
geçmek için öğle saatlerinde Gazi Antep'e ulaştık. Şehre girdiğimizde bizi bütün
haşmetiyle Gazi Antep Kalesi karşıladı. Ne zaman yapıldığı kesin olmayan Gazi
Antep Kalesi Türkiye'de ayakta kalan kale örneklerinin en güzellerinden biridir.
İç kalenin olduğu yerin bir Hitit yerleşmesi olduğu bilinmektedir.
Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı, zaman içerisinde
genişletildiği ve bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S.
6. yüzyılda aldığı yolunda bilgiler vardır. Kalenin üzerinde hamam kalıntıları,
sarnıçlar, mescit ve çeşitli yapı kalıntıları bulunmaktadır.
Gaziantep Kalesi 1200 m.
uzunluğunda, yuvarlak bir plan göstermektedir. Büyük taşlardan örülmüş olan sur
duvarları yuvarlak 36 kule ve burçla takviye edilmiştir. Bu kulelerden dördü
Osmanlılar zamanında, değişik dönemlerde yapılmıştır. Kalenin çevresinde de 10
m. derinliğinde 30 m. eninde de bir hendek kaleyi çevrelemektedir. Kale Memluklu
ve Osmanlı döneminde de onarım görmüş, çeşitli eklerle genişletilerek
güçlendirilmiştir. Nitekim kale duvarlarının batısındaki burçların memluklular
döneminde yapıldığı bulunan bir kitabeden anlaşılmaktadır. Buna göre Memluk
Sultanı Kayıtbay 1481’de bu kaleyi onarmıştır. Bunun yanı sıra Kanuni Sultan
Süleyman döneminde 1557 yılında surlar ve kale onarılmış, köprünün iki yanına
iki de kule eklenmiştir. Kalenin giriş kapısı üzerinde 1557 tarihli mermer
kitabe de bunu belirtmektedir.

Gazi Antep Milli Mücadele
döneminde Fransız işgali altında kalmıştır. Medeniyet öncüsü (!!!!???)
Fransızlar maalesef şehirde özellikle camilere büyük zararlar vermişlerdir. Bir
çok cami maalesef Fransız kurşunlarına hedef olmuştur. Hatta şimdi Turizm Meslek
Lisesi olan Kendirli Kilisesi bile Fransız kurşunlarından kurtulamamıştır.

Gazi Antep'te çarşı pazar
dolaşırken yöresel ürünler dikkatimizi çekiyor. Bir çok dükkanın önünde
bakraçlarla koyun yoğurtları dikkatimizi çekti. Köylerde hazırlanan yoğurtlar
günlük olarak getirilip tüketiciye ulaştırılmaktadır. Dikkatimizi çeken bir
diğer güzellik ise kurutmalar. Antep'te bir çok dükkanın önünde sallanan biber
patlıcan kurutmaları iştahınızı kabartmaktadır. Ayrıca antep fıstığı, tarçın,
nane, ıhlamur, keçiboynuzu gibi çok sayıda ürün beni alın diye size göz
kırpmaktadır.
Gazi Antep'te el sanatları da çok
gelişmiştir. Özellikle sedefkarlık, bakırcılık, kalaycılık, yemenicilik,
kilimcilik, zurnacılık, gümüş işlemeciliği halen ilgi gören meslekler arasında
yer almaktadır.
Hammaddesi, midye kabuğu, çeşitli
teller ve ceviz ağacı olan Sedef ve Sedefkarlık sanatı Ortadoğu ülkelerinde
doğmuş ve 15 yy' dan sonra Osmanlı'lara geçmiştir Sedefçilik asırlarca değişik
motif ve desenlerle zenginleştirilerek mimari yapılarda, kullanım eşyalarında ve
silah süslemelerinde kullanılmıştır.
Gaziantep bakır işlemeciliğinin
tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bakırlar yekpare olarak imal edilirler, yanı
lehim yada bir başka yolla birleştirilme yapılmaz.
Gaziantep mutfağı seneler
boyunca geleneklerinin ve yöresel damak lezzetinin zenginliği ile
ülkemiz ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İçli
köfte, çiğ köfte, ekşili ufak köfte, mercimek köfte, yoğurtlu ufak köfte
ilde yapılan özgün et yemekleri çeşitleridir.
Kebapları ile meşhur olan
ilde kuşbaşı kebabı (tike Kebabı), kıyma kebabı, patlıcan kebabı, soğan
kebabı, simit kebabı ve ciğer (cırtlak) kebabı tadılmalıdır. Yuvarlama,
lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran şiveydiz, yaprak sarması,
çağla aşı kabaklama, börk aşı, doğrama, kaburga dolması, alinazik,
yoğurtlu patates, künefe, burmalı kadayıf ve Antepfıstığı ezmesi bilinen
diğer yerel yemek çeşitleridir.
Bizde bu lezzetleri
yakından tanımak için İkram et lokantasına (Adres: Ali Fuat Cebesoy
Bulvarı No:61 Şehit Kamil Gaziantep 0 342 3212121) girdik. Lokanta gerek
temizliği, gerek güler yüzlü personeli, gerekse de lezzetiyle bizi mest
etti. Yemeğin üstüne yediğimiz havuç dilimine de diyecek yoktu. Ne
diyelim yolunuz Gazi Antep'e düşerse bu lezzetlerin sizde tadına bakın.
|