ANASAYFA

FOTOLAR FORUM SINAVLAR İLETİŞİM
Yepyeni tasarımıyla E-COĞRAFYA karşınızda...

 

İNEBOLU

 

 

26 Temmuz 2004 günü gece geç saatlerde İnebolu'ya ulaştık. Sabah saat 06.00'dan gece 22.00'ye kadar koşturmaca içerisinde geçen bir yolculuktan sonra iyi bir uykuyu hak etmiştik. Yol arkadaşım çok yorgun olduğu için arabanın içinde uyumayı tercih etti. Ama benim buna hiç niyetim yoktu. Çadırımı alıp sahile indim. Deniz çarşaf gibi uzanmıştı. Şöyle dalgaların sesin rahatça duyacağım mesafeye çadırımı kurdum. O kadar yorgundum ki hemen uykuya dalmışım. Ne kadar uyuduğumu tam olarak bilmiyorum, galiba saat 02.00 sıralarında dalgaların gürültüsüne uyandım. Rüzgarın fırlattığı dalgalar çadırın kenarına kadar geliyordu. Çok korktuğum halde çadırı taşımaya gücüm yetmediği için gün ışıyıncaya uykuyla uyanıklık arasında ecel terleri dökerek kaldım.

 

 

Ancak güneşin doğuşu gerçekten mükemmeldi. Karadeniz üzerinde parlamaya başlayan güneş ışınları bulutların arkasından bize ışık oyunları yapıyordu. Gün biraz aydınlanınca kendimizi İnebolu'nun içine attık. Saat o kadar erkendeki bu küçük Karadeniz kasabasında henüz insanlar uyanmamıştı. Kasabayı gezdikten sonra çorba içecek bir yer bulduk.

 

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul'dan kaçırılan cephanelerin Anadolu'ya aktarıldığı yer alan İnebolu ilginç ahşap evleri ile görülmeye değer bir kenttir. Yemyeşil ağaçlar içerisinde yer alan İnebolu kesinlikle görülmeye değer.