|
28 Temmuz
gecesi Rize'ye ulaştık. Sabah günün ilk ışıklarıyla da Kaçkar Dağları Milli
Parkı içerisinde yer alan Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder yaylasına
gidiyoruz.
Powerpoint sunusu için
aşağıdaki linki tıklayınız.

Kaçkar
Dağları Milli Parkı 51.550 Hektar Alanı kapsamaktadır. Milli Parkın Büyük bir
bölümü Rize İli Çamlıhemşin İlçesi ve bir kısmı da Artvin İli Yusufeli İlçesi
sınırları dahilinde kalmaktadır. Kaçkar
Dağları Milli Park sahasında 11 Köy ve 44 Yayla bulunmaktadır. Bu Köy ve Yaylara
dolmuşlarla ile ulaşım Rize İli Pazar İlçesi ve Artvin İli Yusufeli
İlçelerinden sağlanmaktadır.
Ayder
Yaylası'na ulaşmak için Rize'den çıkıp Artvin istikametine doğru devam
ediyorsunuz, Çayeli'ni geçiyor, Ardeşen'e ulaşmadan Fırtına Vadisi boyunca
güneye doğru yönelip tırmanmaya başlıyoruz. Milli park statüsündeki Fırtına
Vadisi Dünya'nın öncelikli korunması gereken 200 ekolojik bölgesinden birisi.
Fırtına deresi bir zamanlar baraj yapımı ile gündeme gelmişti. Fakat doğal
yapının bozulmasına neden olacağı için uzun bir yargı sürecinden sonra proje
iptal edildi.
Dereyi solumuza alıp
ağır
ağır yolda ilerlerken, yeşilin bin bir tonunu görünce bunun nedenini anlamakta
zorlanmıyoruz.
Fırtına Vadisinin gerçekten muhteşem
bir doğası var.
İnsanı kendinden geçirecek bir güzelliğe sahip. Dar ve derin bir vadi içinde
akan bir dere, her yandan ona ulaşan
küçük su kaynakları, bin bir
çeşit ağaç ve rengarenk çiçeklerden oluşan manzara. Zaman zaman bu dere üzerine
kurulmuş kemer köprülere ve yamaçlardan dökülen küçük şelalelere rastlanıyor. Tepelerin yamaçlarında
Karadeniz'e özgü değişik mimari tarzda evleri ve ilkel görünümlü
teleferikleri
unutmamak lazım.
Karadeniz kıyısıyla Ayder arasındaki tek yerleşim yeri Çamlıhemşin. Çamlıhemşin
yolu gayet bakımlı. İlçe ortasından akan derenin iki kenarındaki dik yamaçlara
kurulmuş. Ahşap ve eski evler ile kadınların yöresel kıyafetleri hemen
dikkatimizi çekiyor.
Çamlıhemşin
Rize arası toplam 35 km iken ilçenin güney-doğusunda yer alan Ayder 19
km'dir.
Çamlıhemşin'i arkamıza alıp yola devam edince 20 dakika kadar sonra Ayder
Yaylasına ulaştık. 1 358 m.
yükseklikteki Ayder yaylası Karadeniz yaylalarının en meşhurlarından biridir.
Bu
yayla Milli Park Sahası içinde olmakla birlikte Turizm Merkezi ve Belediye
Mücavir alam kapsamındadır. Yeni gelişmekte olan bir yerleşim birimidir. Bu
yaylada yaklaşık küçük büyük 25 adet otel ve pansiyon bulunmaktadır. Bunların
çoğunluğu aile işletmeciliği şeklinde çalışmaktadır.
Alt yapı hizmeti tamamlanmış olan yayla daha çok bir kasabayı
hatırlatmaktadır.
Ayder'in en bilinen ve en meşhur görüntüsü yamaçtaki çimenlikler arasında yer
alan ahşap ve eski evler. Ayder'de bulunmak bile kendinizi iyi hissetmenizi sağladı. İlk yaptığımız iş çeşmeden akan buz gibi sudan içmek oldu. Yaylanın her
tarafından mutlaka bir pınar yada çeşmeye rastlamak mümkün. Galiba Türkiye'ye su
zengini diyenler Ayder Yaylasını ziyaret etmişler. Doğayla bütünleşmiş yayla
evlerine, oteller ve pansiyonlar
eşlik ediyor. Bir de kamp yapmak için burada olanların çadırları ve karavanları. Ayder'de
beton bina yapmak yasak, yapılacak binalar mutlaka ahşap olmalı. Yayla bölgenin diğer kesimlerine
göre kalabalık. Ağırlıklı olarak turistler var, dünyanın her yerinden insana
rastlayabiliyorsunuz. Tabii, en başta da, ellerinde fotoğraf makineleriyle
Japonlara.
Ayder'i
şifa yaylası olarak tanımlanmasını sağlayan özellikleri;
-
Havası
ve suyu
-
Kaplıcası
-
Balı'dır.
Ayder Yaylası'nın havasının astım hastalığına iyi geldiği söyleniyor.
Ayder
Yaylasında ülkemizin sayılı kaplıcalarından olan Ayder Kaplıcası bulunmaktadır. Kaplıca
olarak ise büyük bir tesis var ve gün boyu ziyaretçi akınına uğruyor. 260 metre derinlikten çıkan, 50 derecelik
kaplıca sularının başta romatizma, kireçlenme olmak üzere pek çok hastalığa iyi
geldiğini biliniyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, kaplıca sularının romatizmal eklem
hastalıkları,sinir, sindirim, dolaşım sistemi hastalıklarıyla idrar yolları ve
üreme organı hastalıklarına iyi geldiğini belirtiliyor. Kaplıca suları ayrıca,
egzama ve sedef, ergenlik sivilceleri gibi cilt hastalıklarının tedavisinde de
kullanılıyor.Kaplıca sularından fayda görmek için havuza girmek, özel
banyo almak ya da içmek mümkün. Tabii ki, kaplıcaya girmeyi sakıncalı kılacak
durumlar da var. Örneğin kanamalı rahatsızlıklar, yüksek tansiyon ve kalp
rahatsızlıkları başta geliyor. Bu nedenle kaplıcaya girmeden önce mutlaka uzman
bir doktora danışmak şart.
Ayder
Yaylası'nda, orman
gülünden (Rhodedendron) elde bal turistik eşya satan küçüklü
büyüklü dükkan ve tezgahlar dikkat çekiyor. Bal satıcıları bunu
şifalı bal olarak sunuyorlar. Ayder balının en önemli özelliği tamamen
doğal olması. Ayder
balını elde etmek için yöre halkı, tahta kovanları iplerle yüksek çam ağaçlarının tepesine çekiyor ve
orada bırakıyorlar. Kafkas orman güllerinden polen alan arılar da işte, burada
tamamen doğal ortamlarında meşhur Ayder balını yapıyorlar. Balı, ilk bakışta
diğer ballardan ayıran özelliği rengi. Klasik bal renginden daha açık üstelik de
berrak değil mum gibi bulanık bir rengi var. Bu balın balmumu, ağızda hemen
eriyecek kadar yumuşak.
Ayder Yaylası
yerleşim alanı yakınında günübirlik kullanıma yönelik hizmet sunan düzenlenmiş
saha mevcuttur. Milli park ayrıca doğa yürüyüş sporuna uygun topografyası ile
dağcılık faaliyetlerine olanak sağlamaktadır.
Ayder'e
gelenlerin pek çoğu trekking yapmak için geliyor.
Başta Fırtına
Deresi ve Hemşin Deresi olmak üzere; bitki çeşitliliği ve zenginliği ile fauna
çeşitliliğinin yoğunlaştığı bütün vadiler görülmeye değer niteliktedir.
Ağaçların yüksekliği 30-40 metreye ulaşmaktadır. Dağ çayırları arasında çok
sayıda kır çiçekleri ve frambuazlar bulunmaktadır.
Fauna açısından da zengin olan Kaçkar Dağlarında çengel boynuzlu dağ keçisi, kurt, ayı, domuz,
tilki, vaşak, geyik, sansar, çakal, kuşlardan sülün, kartal, doğan, atmaca, şahin,
yaban tavuğu vb. yaban hayvanları bulunmaktadır.
Her yıl Nisan
ve Mayıs aylarında Karadeniz'den ayrılarak Hemşin, Fırtına ve çağlayan dereleri
boyunca sadece yumurta bırakmak için seyahat eden deniz alalarının derelerdeki
üreme faaliyetlerini görmek ve izlemek dikkate değer bir olaydır. Her yıl
yumurtalarını söz konusu derelerin aynı yerlerine bırakan deniz alaları Ağustos
ve Eylül aylarında tekrar denize dönmektedirler.
Kaçkar
Dağlarında (3932 m) oldukça fazla buzul gölleri bulunmaktadır.
Kaçkar
Dağları'nda
yükseltinin kısa mesafelerde artması yaylacılık etkinliklerine bağlı bir takım
geçici yerleşmelerin de kurulmasına doğrudan etkili olmuştur. Ülkemizin önemli
zirvelerinden birisine sahip olan Kaçkar Dağları'nda aktüel buzullaşmanın ve
diğer doğal değerlerin zenginliği dağcıları, turistleri ve bilim çevrelerini
buraya çekmiştir.
|