|
KAÇED Başkanı ve Ekodiyalog
Projesi Koordinatörü Yaşar Yeğen, ”Su Kaynakları Yönetimi” raporunun özetini
Turizm Haberleri.com ile paylaştı.
Karadeniz Çevre Derneği Başkanı Yaşar
Yeğen’in; “Su Kaynakları Yönetim Politikaları ve Doğu Karadeniz Su
kaynakları Yönetimi” başlıkları altında hazırladığı raporun özeti şöyle:
Suya olan talep büyük bir hızla artmakta; su kaynaklarının sınırlı oluşu,
yer ve zaman olarak ülke ölçeğinde eşit dağılmaması nedeniyle su kaynakları
yönetiminde ciddi sorunlar yaşanmaktadır.
Ülkemizde yaşanan hızlı sosyal ve ekonomik gelişme, su gereksiniminde çok
ciddi artışlara neden olmuş ve bunun sonucu olarak “acil“ çözümlerin
uygulanması gündeme gelmiştir. 2007 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre
yüzde 1,2 olan yıllık genel nüfus artış oranı, kentsel alanlar için yüzde
6,5’dir. Gelişmiş ülkelere göre çok yüksek olan bu oranlar, hızlı nüfus
artışı ve hızlı kentleşmenin göstergesidir. Hızlı nüfus artışı ve
beraberinde sosyo-ekonomik değişimle birlikte yaşanan kişi başına günlük su
tüketiminin artışı, içme ve kullanma suyu gereksinimini ciddi biçimde
artırmaktadır.
Ülkenin
su gereksinimini artıran bir diğer unsur da; hem artan iç tüketime, hem de
artan ihraç pazarlarına gıda maddesi temin etmek üzere gerekli olacak sulama
suyunun temin edilmesi gereğidir.
Suya olan talep büyük bir hızla artmakta; su kaynaklarının sınırlı oluşu,
yer ve zaman olarak ülke ölçeğinde eşit dağılmaması nedeniyle su kaynakları
yönetiminde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Hızla, plansız gelişen yerleşim
birimlerinin altyapı yatırımlarının planlanması ve uygulanmasında ciddi
sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Ancak, tüm bu gelişmeler; bir yandan su talebini arttırırken, diğer yandan
da muhtelif kullanımlar için gereken uygun kalitedeki su kaynaklarının
mevcudiyetini kirlenme yoluyla tehdit etmekte, su kaynaklarının çok amaçlı
olarak kullanılabilirliğini kısıtlamaktadır.
Bundan dolayı, su kaynaklarının sürdürülebilir biçimde planlanması,
geliştirilmesi, ya da yönetilmesinin ekonomik ve çevresel bütünleşmiş bir
yaklaşımla ele alınması gerekmektedir.
Planlama ve Uygulama
Yakın geçmişe kadar su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesine gereken
önem verilmezken, bugün suyun biyolojik çevrim için gerekli bir öğe olduğu
gerçeği prensipte kabul edilmiş görünmektedir. Su kaynaklarının üretildiği
dağlık ve yukarı havzalar, bunlara ilişkin sorunlar, ciddi manada planlama
sürecinde ele alınmamıştır.
Hidro-elektrik enerjisi üretimine yönelik yatırımların etüd ve plan
çalışmaları DSİ ve EİEİ tarafından işbirliği halinde gerçekleştirilmektedir.
Beş yıllık kalkınma planlarında belirlenen hidro-elektrik enerjisi üretimine
ilişkin hedeflere ulaşılabilmesi için gerekli araştırmalar, bu iki kuruluş
tarafından yapılmakta, potansiyel belirlenmekte ve proje aşamasına
geçilmektedir. Bu iki kuruluş arasındaki işbirliği sadece enerji amaçlı
projelerde söz konusu olmakta, çok amaçlı projelere ilişkin çalışmalar
yalnızca DSİ tarafından gerçekleştirilmektedir. Uygulama aşamasında ise, tüm
hidro-elektrik projelerinde DSİ görev yapmakta, işletmeyi bedelsiz olarak
TEAŞ’a bırakmaktadır.
DOĞU
KARADENİZ SU KAYNAKLARI YÖNETİMİ
Doğu Karadeniz Havzasının Yıllık Ortalama Su Potansiyeli ve Verimliliğine
baktığımızda Ortalama yıllık akış (km3) 14.90, Potansiyel Oranı 8,0,
Ortalama yıllık verim (1/s/km2) 19,5 olduğunu görmekteyiz. Bu oranlara
bakıldığında Türkiye’de üçüncü sırada olduğunu görmekteyiz (birinci sırada:
Fırat Havzası ikinci sırada: Dicle Havzası’dır).
Ülkemizdeki nüfus artışı göz önüne alındığında, 2010 yılında kişi başına
düşecek su miktarı yıllık 2750 m3 olarak tahmin edilmektedir. Aynı dönemde
kişi başına düşecek kullanılabilir su miktarı 1300 m3 olacaktır. Bu da
ileriki yıllarda, özelliklede kurak geçecek yıllarda, ülkenin bazı
kesimlerinde ciddi su açıklarının yaşanacağını göstermektedir.
Bu gerçeği göz önünde bulundurularak ivedi bir şekilde Doğu Karadeniz
Havzasının koruma-kullanma dengesi gözetilerek bir eylem planı hazırlanması
gerekmektedir. Bu plana göre mevcut kaynağın kısa, orta ve uzun vadede
korunması ve kullanması politikaları oluşturulması gerekmektedir.
Özellikle içme suyu konusunda tesisleşme için AR-GE çalışmaları yapılmalı ve
yerel halk ve özel sektör bilgilendirilmelidir.
Kaynak : Turizm haberleri |