|
Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği’nden
Sema Atay, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne taraf Türkiye’nin doğal
hayatın korunmasına yönelik ilerlemeler sağlamadığını söyledi. DW’den Başak
Özay’ın haberi…
Birleşmiş
Milletler 9. Biyolojik Çeşitlilik Konferansı sona erdi. Biyolojik Çeşitlilik
Sözleşmesi'ne taraf olan Türkiye de sözleşmeyi imzalayan diğer bütün ülkeler
gibi, doğal hayatın ve biyolojik çeşitliliğin korunması için sözleşmenin
gereklerini yerine getirmekle yükümlü.
Ancak Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği Proje Müdürü Sema Atay, Deutsche
Welle'ye yaptığı açıklamada, 9. Biyolojik Çeşitlilik Konferansı'nda alınan
kararların Türkiye'ye bir etkisi olması gerektiğini, ancak bu konuda umutsuz
olduğunu belirtti.
“Sözleşmeden sonra hiçbir şey yapılmadı“
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, 1992 yılında yapılan ve en geniş katılımlı
çevre koruma zirvelerinden biri olan Rio Zirvesi'nde kabul edilmişti.
Sözleşme, 1996 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylandı ve 1997
yılında yürürlüğe girdi. Ancak sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra
Türkiye’de doğal hayatın korunmasına yönelik ilerleme sağlanmadığını
söyleyen Doğal Hayatı Koruma Derneği'nden Sema Atay, aradan geçen 12 yılı
şöyle değerlendirdi:
“Doğal
koruma adına sadece şekilde oluşan bir gelişme görüyorum. Yani Çevre
Bakanlığı var, birtakım sözleşmelerle ilgili yaptırımları uygulamak zorunda,
ama bu uygulanmıyor. En basit örnek de şu: Biyolojik Çeşitlilik
Sözleşmesi’ne taraf olan her ülke, kendi Biyolojik Çeşitlilik stratejisini
ve eylem planını hazırlamak zorundaydı. Türkiye 1996 yılında buna başladı ve
1998’de bitirdi. Bu eylem planı bizim yol planımız olmalıydı, ama maalesef o
eylem planı, o strateji raflarda tozlanmaya mahkûm.’’
''Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin Türkiye’ye en büyük faydasını, sivil
toplum kuruluşlarının desteklenmesi, onların sayılarının artması, onların
organize olması olarak özetleyebilirim'' diyen Sema Atay, toplumsal desteğin
önemine de değindi. Toplumun, sivil toplum örgütlerini desteklemesi
gerektiğini belirten Atay, bunun, özellikle sivil toplum örgütlerinin
potansiyelinin açığa çıkması ve kamuoyunun bilinçlenmesi için katkı
sağlayacağını söyledi.
''Biyolojik
çeşitlilik darbe üstüne darbe alıyor''
Türkiye’de biyolojik çeşitliliğin korunmasının söz konusu dahi olmadığını
vurgulayan Sema Atay, ''Bilakis, darbe üstüne darbe alıyor, orman alanları
turizm alanları ilan ediliyor, maden kanunları bütün ulusal ve uluslararası
sözleşmelerin üzerinde yer alıyor. Maalesef uluslararası sözleşmeler bugün
Türkiye’de hiç geçerli değil'' şeklinde konuştu.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin çok başarılı bir sözleşme olduğunu ve
özellikle AB ülkelerinde AB direktifleri ile başarılı bir şekilde
uygulandığını belirten Sema Atay, Türkiye’de aynı başarının yakalanması için
hükümetin üzerine büyük sorumluluk düştüğünü şu sözlerle ifade etti.
Atay sözlerini şöyle sürdürdü: “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin
hedeflerinden biri, 2010 yılına kadar küresel, bölgesel, ulusal ölçekte
canlı türlerinin kaybının büyük ölçüde azaltılması. Türkiye’de tam tersi bir
ivme oluştu. Doğal Hayatı Koruma Derneği envanterler yaptı, doğal koruma
altına alınması gereken önemli bitki alanlarını belirledi. Bu alanlarla
ilgili güçlendirme çalışmaları da yapılıyor. Bu alanların koruma altına
alınması Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin amaçlarına ulaşmak için çok
önemli bir bilgi. Yeter ki hükümet bunu kullanmayı düşünsün ve bu konuda bir
politika üretsin.“
Kaynak : http://www.dw-world.de/ |