|
|
|
|
Dünyanın sorunu su
|
|
|
Dünya nüfusunun iki milyarlık bölümü su
sıkıntısı çekiyor. Bir milyar insan temiz içme suyu bulamıyor. Önümüzdeki 20
yılda bu rakamın ikiye katlanması bekleniyor. Almanya gibi zengin bir ülkede bile ücra bölgelerdeki mezraların temiz suya bağlanması son derece masraflı oluyor. Büyük yerleşim merkezleri dışındaki su sıkıntısı kentleşmeyi ve metropollerin gecekondularla kuşatılmasını hızlandırıyor. Sorunun ikinci ayağı da büyük şehirlerde: “Mega kentleşme ve nüfusun dar bölgelerde yoğunlaşması yüzünden su yetmiyor ve suyu çok uzaklardan şehirlere taşımak gerekiyor. Muazzam altyapı yatırımı gerektiren su nakliyatında, şehre taşınan suyun tasfiyesi ise ihmal ediliyor. Kanalizasyon suyunun doğaya boşaltılmadan önce iyice arındırılması gerekiyor. Bu iki büyük su problemi dünya nüfusunun üç milyarlık bölümü için hala halledilebilmiş değil.”
Bundan 30, 40 yıl öncesine
kadar büyük Alman şehirlerinin atık suyu temizlenmeden nehirlere
boşaltılıyordu. Bütün dünyadaki su projeleri için yılda 350 milyon euro’luk
kalkınma yardımı yapan Almanya’da teknolojinin tek başına yeterli
olamayacağı biliniyor: “Bazı dinlerde su Allah’ın lütfu sayılır ve her kulun
bu bereketten bedava yararlanma hakkı olduğuna inanılır. Ama suyun
tüketiciye ulaştırılması için gereken altyapıyı Allah bağışlamaz, insan
büyük masraflara girerek kurar. Bu sistemin idari yapıya, işletmeciliğe ve
yasal düzenlemelere ihtiyacı vardır. Almanya yüz yıldır mükemmel bir sisteme
sahip. Ama dünyanın bir çok bölgesi böyle bir yapılanmadan yoksun.” Stuttgart Üniversitesi, içme suyu ve kanalizasyon şebekesinin teknik ve işletmecilik yönlerini barındıran fakültelerinde kalkınma halindeki ülkelerden gelen uzmanları yetiştiriyor. Aynı zamanda kalkınma yardımlarının sanayi ülkelerindeki kötü tecrübelerden ders alması da gerekiyor. Sulama tesislerinin Aral Gölü’nün kurumasına yol açması, Hindistan’daki yeraltı sularının sürekli seviye kaybetmesi ya da Çin’deki dev barajlar inşa edilmesinin yol açtığı ekonomik ve sosyal problemleri teknik imkanlarla ortadan kaldırmak mümkün değil. Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nden Dieter Gerten tekniğin son derece ihtiyatlı kullanılması gerektiği görüşünde: “Su ikmali, sulama ve nehir yataklarının yer değiştirmesi gibi büyük projelerde son derece dikkatli olunmalı ve önce mevcut tesislerin randımanını arttırmaya çalışılmalı. Kurak arazilerde daha ılımlı metotlara başvurulmalı ve örneğin toprağı modern yöntemlerle işleyerek bitkinin su ihtiyacını düşürme yolları aranmalı. Yani daha az suyla daha fazla biyolojik kütle üretilebilmeli.”
|
|
|
|
|
|
|