|
Karşımdakiler ilk bakışta bir hayalet
ordunun kalıntıları gibiydi...
Dalgıç
gözlüğümden sadece şekillerini seçebiliyordum. Ancak yeşilimsi derinlikte
ilerledikçe, gözlerimin önüne sıra dışı bir manzara serildi. Denizin
tabanında son mesaileri çoktan bitmiş, askeri kamyonlar, jeepler ve güçlü
buldozerler sıralanmış duruyorlardı.
Kasalarındaki metal kuşaklar çarpılmıştı, ama
lastiklerinin sırtındaki şekiller hâlâ görülüyordu. Kuma yarı yarıya
gömülmüş halde, o yıllardan kalma bir Coca Cola şişesi buldum. Kumu kazıp
çıkardım, anı olsun diye dalgıç giysime sıkıştırdım.
Burası, dünyanın en sıra dışı dalış noktalarından "Milyonluk Burun".
Vanuatu'nun Espiritu Santo Adası'nda, el değmemiş beyaz
kumlarla kaplı bir sahilin birkaç metre ötesindeki dev bir denizaltı
hurdalığı... Burada ne işi olduğunun yanıtı, İkinci Dünya Savaşı'nın tuhaf
öykülerinden biri.
Bağımsız olmadan önce, Vanuatu kimsenin adını bilmediği Yeni Hebridler denen
bir Anglo-Fransız toprağıydı. 1942'den sonra ise
ABD'nin
bölgedeki muazzam asker yığınağının odağı haline geldi.
Japonlara yapılacak büyük taarruz için bu ufacık koloniye en az yarım milyon
asker aktı. Hindistan cevizleri söküldü, yerli halk hamal olarak işe alındı
ve sömürge döneminin miskin kentleri Port Vila ve Luganville birden kıpır
kıpır askeri merkezler haline geldi.
Savaş bittiğindeyse Amerikalıların buraya yığdıkları onca askeri teçhizatı
ne yapacaklarına bir çözüm bulması gerekti. Bunların Amerika Birleşik
Devletleri'ne nakli çok pahalı olacaktı.
Malzemeleri İngiliz ve Fransızlara satmayı önerdiler. Sömürge yönetimleri
ise kısa bir muhasebe yaptılar: Amerikalılar her şeyi geride bırakmaya
mecburken, niye buna bir bedel ödensin ki?
Blöfleri müthiş bir şekilde geri tepti. Amerikalılar gücenip, inanılmaz
miktardaki teçhizatı "Bedavaya vereceğimize, denize dökeriz daha iyi."
dediler, öyle de yaptılar. Donanmanın istihkâm subayları özel bir iskele
kurup istenmeyen jipleri, kamyonları ve buldozerleri denize sürdüler.
Aradan geçen 60 yılda, bu silahlar son derece zengin, bir yapay mercan
haline geldi. Terkedilmiş taşıtlar şimdi pırıl pırıl kırmızı ve sarı
mercanlarla kaplı. Bir buldozerin yanından geçerken, sürücü koltuğuna
yerleşmiş bir pembe-mavi karides gördüm. Dev bir deniz topunun namlusunu bir
grup istiridye mekân tutmuş. Azıcık daha derinde, paslı bir dingil kutusunun
ardında, çizgili gövdesi ve uzun dikenleriyle bir aslan balığı salınıyordu.
Servet
kaynağı
İnsanlığın en ölümcül savaşlarından birisinin yadigârı olan Milyonluk Burun
şimdi Vanuatu için gerçekten de bir servet kaynağı... Dünyanın dört bir
yanından dalış meraklılarını buraya çekiyor.
Pek çokları, sahilin biraz ötesinde bir o kadar çarpıcı bir başka noktada da
dalıyor. Savaşın başında, President Coolidge adlı lüks yolcu gemisi, bir
askeri nakil gemisine dönüştürülmüştü. 1942'de beş bin asker taşırken,
kazara iki Amerikan mayınına çarptı. Kıvrak zekalı kaptan, gemiyi
mercanlarda karaya çıkarmayı başardı. Böylece iki mürettebat hariç tüm
adamları kıyıya çıkmayı başardılar. Bir saat içinde denizin derinliklerine
kayıp giden gemi, şimdi dünyanın en popüler gemi enkazlarından biri.
Dalgıçları su altındaki kamaralarda, avizeler, fayanslı yüzme havuzu gibi
lükslerle, askeri dönemin eseri gaz maskeleri ve mühimmat karşılıyor.
Savaşın molozlarından fayda sağlayan sadece
Vanuatu değil...
Papua Yeni Gine'de bir rehber beni o
dönemin bir Japon askeri havaalanına götürdüğünde yapraklar arasında gövdesi
baştan başa taranmış koca bir Japon bombardıman uçağı yatıyordu.
Komşu
Solomon adalarında bir boğaz batık
Amerikan ve Japon gemileri ile o derece dolu ki, halk arasında buradan
gemilerin diplerini demire sürtmeden geçemediği söyleniyor. Bir zamanlar
Japon uçaklarının çevirdiği Amerikan savaş uçaklarının etrafında şimdi köpek
balıkları dönüyor.
Ölümcül makineler şimdi Güney Pasifik'te yeni bir yaşamın kaynağı olmuş.
Milyonluk Burun, "savaş müsrifliktir" diyenleri haklı çıkarıyor olabilir.
Ama şimdi, Vanuatu'nun en ünlü turistik yerlerinden biri. Bu nedenle de
artık böylece korunması gerek. Dalışın sonunda oksijen tankımı bir kenara
bıraktım; dalgıç giysimin içine sakladığım kola şişesini yeniden denize
attım. Şişeyi saklama fikri doğru gelmedi. Su altı hurdalıklarının bile
saygı görmeye hakkı var.
Kaynak : http://www.bbc.co.uk/ |