|
Dünya üzerinde her gün binlerce kişi açlık
yüzünden hayatını kaybediyor. Oysa bu ölümler önlenebilir. Zira gıda
krizinin gerçek sebepleri, hatalı siyasi, iktisadi ve sosyal politikalar
olarak sıralanıyor.
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Roma'da yapılan Dünya Gıda Güvenliği
Konferansı'nda, 1 milyar insanı tehdit eden açlıkla acilen ve kararlılık
mücadele edilmesi çağrısını yaptı. Genel Sekreter, tarım sektörünün
canlandırılması için tarihi bir fırsatla karşı karşıya olunduğunu söylerken,
insanlığın neden olduğu açlıktan, daha haysiyet kırıcı bir konu
olamayacağını vurguladı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Roma Konferansı'nda 37 ülkenin
acil gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Bu ülkelerden 21 Afrika'da,
10'u Asya'da, 5'i de Orta ve Güney Amerika'da. Listede dünyanın en varsıl
ülkelerin bulunduğu Avrupa'da da acil yardıma ihtiyaç duyan bir ülkenin
bulunması dikkat çekti. Bu ülke Moldova.
"Gerçek neden yoksulluk"
Oysa dünyada, toplam nüfustan çok daha fazla kişinin beslenmesini sağlayacak
yeterlilikte gıda mevcut. Doğanın kendisi, yetersiz beslenmeye ve açlıktan
dolayı ölümlere yol açmıyor. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü, yirmi yıl önce,
sorunun daha çok siyasi iradeyle ilgili olduğunu tespit etmişti. Alman
Açlıkla Mücadele Örgütü Genel Sekreteri Hans-Joachim Preuss'a göre açlığın
temel nedeni yoksulluk. İnsanlığın neredeyse yarısı günde iki dolardan az,
beşte biriyse bir dolardan az bir parayla hayatta kalmaya çalışıyor.
Akşamları aç karınla uykuya dalmak zorunda kalan bu insanlar eksik beslenme
nedeniyle ölüm tehlikesi altında.
Açlığın en büyük düşmanı istihdam
Hükümetlerin, işyerleri açarak istihdam olanaklarını başarılı bir şekilde
arttırmayı başardığı ülkelerde açlık çekenlerin oranları azalıyor. Buna
karşın keyfiyet ve diktatörlükle yönetilen ülkelerde açlık ve bundan
kaynaklanan ölümler hakim oluyor. Bu ülkelerin büyük çoğunluğu Afrika'da.
Bir dönem gıda ihraç eden ülkeler arasında yer alan Zimbabve, şimdi gıda
yardımına muhtaç bir ülke konumunda ve kötü yönetim sonucunda neler
yaşanabileceğine ilişkin önemli bir örnek.
Alman uzman Hans-Joachim Preuss açlıkla mücadelede olumlu adımlar atan iki
ülkeye dikkat çekti. Preuss, "Açlıkla mücadele konusunda son yıllarda
yaşanan en olumlu gelişmeler konusunda Hindistan ve Çin'e bakmak gerekir. Bu
iki ülkede açlık çekenlerin oranında önemli düzeyde düşüş yaşandı" diye
konuştu.
Gelişmekte olan ülkelerin sorumlulukları
Açlıkla mücadelenin en önemli halkası iş olanaklarının arttırılması ve bu
yolla alım gücünün arttırılması. Burada sorumluluğu gelişmekte olan
ülkelerin kendileri üstlenmeli. Tıpkı Çin ve Hindistan gibi, özel sektör
güçlendirilmeli, devletin ekonomiye müdahalesi sınırlandırmalı ve
yolsuzlukla mücadele edilmeli.
Sanayi ülkeleri fırsat vermeli
Alman Açlıkla Mücadele Örgütü'nden Hans-Joachim Preuss sanayi ülkelere de
görev düştüğü görüşünde. Preuss şu noktalara dikkat çekti: "Bizler yoksul
ülkelerin pazarlarımıza ulaşmaları için gümrükleri, vergileri ve harçları
hafifletmeli ve bu yolla onlara bir şans tanımalıyız. Böylelikle sözkonusu
ülkelerde talep artar ve daha fazla gıda üretilir. "
Kaynak : http://www.dw-world.de/ |